|
Her ne kadar
kahvenin öyküsü Batı ülkelerinde 300 yıllıksa da, asıl
öykümüz arap yarımadasında, çok eski zamanlarda başlar.
Kahvenin ilk ortaya çıkışı hakkında çeşitli söylenceler
vardır. En iyi bilineni ise uyuklayan keçilerini gezdiren
Kaldi adında bir çobanın, keçilerinin bazı yemişleri
yedikten sonra canlandığını görmesi ile başlar. Bunun
üzerine Kaldi bu yemişleri dener ve kendini dinç hisseder.
Uzun yıllar kahve çekirdekleri çiğnenerek veya kırılarak ve
yağla karıştırarak yenmiştir. 13. yüzyılda muhtemelen şans
eseri kahve çekirdekleri yanınca, şu anda bildiğimiz kahve
ortaya çıkmıştır. Bunun ardından Mekke ve Medine'ye yayılan
kahve buradan da İslam dünyasında hızla yayılmıştır.
Kahve adı Arapça qahwah'dan gelmekte olup, bu
Türkçe'de kahve'ye dönüşmüş olup, buradan da
Avrupa'da café, caffe, koffie, coffee, koffie şekline
gelmiştir. Kahve adının anlamı "keyif veren içki" dir. Kahve
tarih boyunca ilginç dönemler yaşamıştır. Bazen el üzerinde
tutulan kahve, özellikle kahvehane'lerin insanları biraraya
getirip, toplumcu muhalefetin kaynağı haline gelmesi ile
yasaklandığı dönemler de geçirmiştir.
Kahve Arap
Yarımadasında
Kahvenin kökeni Arap
yarımadasıdır. İlk bilgiler 10. yy'da bir Arap doktoru olan
Rhazes'e uzanırsa da, kullanım MS 575 yıllarında başlar.
Kahvenin ilk elde edildiği ağaç olan Coffea Arabica,
Etopya'da yetişmiştir. Daha sonra, kahve elde edilen diğer
ağaçlar olan Coffea robusta ve liberica'da
Afrika'da yetişmiştir. Etopya'da başlangıçta az olan üretim,
bu ağaçların Yemen'de yetiştirilmesi ile artmıştır.
Bu
bölgelerde, kahve yemişleri başlangıçta bütün olarak veya
kırılarak, yağ ile karıştırılıp yenmekte idi. Kahvenin
fırınlanması ise 13. yy'ı bulmaktadır. Kahve Yemen'den Mekke
ve Medine'ye yayılmış ve 15. yy. sonunda islam gezginler
tarafından İran, Mısır, Türkiye ve tüm İslam dünyasına
yayılmıştır. Bu yayılma sonucu kahvenin ticari değeri
yanısıra, toplumsal önemi de ortaya çıkmıştır. İnsanlar cami
yerine kahvehaneye gitmeye başlamış. Buralarda çeşitli
oyunlar oynamış, günlük sorunları tartışmıştır. Bu da dini
çevreleri ve yöneticileri rahatsız ettiği için, kahve içimi
üzerine dönem dönem ciddi kısıtlamalar gelmiştir. Kahvenin,
Arap yarımadasından Osmanlı İmparatorluğuna ulaşması ise
kahvenin tüm dünyaya yayılması için en önemli aşama
olmuştur.
Kahve
Osmanlı İmparatorluğunda
Kahvenin
Osmanlı İmparatorluğuna geliş tarihi kesin bilinmemekle
birlikte, Tarihçiler tarafından, ilk defa 1519 yılında I.
Selim'in Mısır seferinden sonra İstanbula geldiği
belirtilmektedir.Kahvenin gelmesi ile ilk kahvehanenin
açılması arasında yaklaşık 30 yıl vardır (1551). Kahve
özellikle Mısır ve İskenderiye'den Eminönüne gelmekte idi.
Başlangıçta özellikle gelir düzeyi yüksek ve okuryazarlar
tarafından tüketilen kahve, hızla tüm İstanbula yayılmış ve
çok sayıda kahvehane açılmıştır. Kahvenin toplumsal özelliği
burada da ortaya çıkmıştır. Özellikle dindar çevreler,
kahvenin insanları biraraya getirici ve camilerden
uzaklaştırıcı etkilerinden korkarak, kahveyi yasaklamaya
çalışmıştır. Örneğin Kanuni Süleyman döneminde Şeyhülislam
Ebusuud Efendi, kömür derecesinde kavrulan maddeleri içmenin
haram olduğunu söyleyerek, kahveyi yasaklamıştır. Bunu
izleyerek III. Selim, III. Murad ve I. Ahmet dönemlerinde de
(15-16. yy.) yasaklar gelmişse de bunların hepsi kısa ömürlü
olmuştur. Evliya Çelebi'ye göre XVII yy.'da İstanbul'da 55
kahve dükkanı ve 300 kahve deposu vardır. Bu ticarette
özellikle Mısır tüccarları rol almaktadır. Kahvenin aşırı
tüketimi, kahve ticaret yollarındaki engeller, 17. yy'da
kahvenin pahalanmasına, vergilendirilmesine ve özellikle
Eminönündeki fırınlama tesislerinde Yeniçeriler tarafından
kahveye nohut vb. karıştırılmasına yol açmıştır. Bunun
üzerine kahve kontroluna denetim getirilimiş ve Mısır
Çarşısı esnafı bu görevde önemli rol almıştır. 18 ve 19.
yy'da ise kahve ticareti tüccarlardan, büyük şirketlere
geçmiştir. Kahvenin, İstanbuldaki bu yaygınlığı, bir süre
sonra kahvenin Avrupaya geçmesine yol açmıştır.
Kahve Avrupada
Kahve'nin
15. yy. dan itibaren İstanbul'da yaygınlaşması, doğal olarak
İstanbul ile Avrupa arasındaki ticareti yürüten Levanten
tüccarların dikkatini çekti. 16. yy. sonlarında Avrupa
ticaretindeki etkinlikleri giderek azalan Venedikli
tüccarlar, bu üstünlüklerini kaptırmamak için, 1615 yılından
itibaren Arap ülkeleri ile ilişkilerini arttırarak Moka'dan
Avrupa'ya kahve getirmeye başladılar. Kahve bitkisi hakkında
ilk tanıtıcı yazılar, 1592 yılında Prospero Alpino ve Pietro
della Valle tarafından yazılmıştır. Bunu izleyerek Osmanlıya
gelen çeşitli Avrupalı gezgin ve yazarlar kahveden
bahsetmeye başladılar. Ancak Avrupa'nın gerçek anlamda
tüketilebileck miktarda kahve ile tanışması, Osmanlı
imparatorluğunun 1683 Viyana yenilgisi ile olmuştur. Osmanlı
orduları viyana kapılarından çekilirken geride bol miktarda
kahve bırakmışlardı. Bu savaş sırasında Osmanlı ile Viyana
arasında tercümanlık yapan, bazılarına göre casus
olan Georg Kolschitsky kahvenin tadını bilmekte idi. Savaş
bitince, hizmetleri karşılığı bu 500 çuval kahveyi almış ve
Viyana'daki ilk kahve dükkanını açmıştır. Arap ülkelerinden
kahvenin dışarı çıkması kurallara bağlı idi. İhraçtan önce
kahve sıcak sudan geçirilir ya da ezilirdi. Bu yolla
kahvenin Arabistan dışında üretilmesi engellenmeye
çalışılmıştır. Başlangıçta
Avrupa'da ilaç olarak kullanılan kahvenin Venedikliler
tarafından fırınlanmasının öğrenilmesi ile Avrupa'da
kahvehane'ler açılmaya başladı.Bu eğilim, 1759 yılında
Venedikte 206 kahve dükkanı olmasına yol açtı.
Her ne
kadar Venedikliler 18. yy.'a kadarkahve ticaretini ellerinde
tuttularsa da, Arap yarımadası dışında kahve üretimi
Hollandalılar tarafında gerçekleştirilmiştir. Baba Budan
tarafıdan çalına kökler Mekke'den Hindistana taşınmış ve
orada kahve üretimi başlamıştır. Bu sırada Amsterdam'da da
kahve bitkileri yetiştirilerek, Hollandanın sömürgelerine
dağıtılmaya başlamıştı. Bunu izleyen yıllarda, Hollanda,
kolonilerinde yetiştirdiği kahve ile, Avrupa'nın kahve
ticaret merkezi oldu ve Amsterdam'da bu ticaretin başşehri
oldu. Hollanda da kahve tüketimi daha farklı idi; genellikle
sokak kahvehaneleri yerine evde tüketilmekte idi. Tüm
bunlara rağmen Hollanda, Avrupada bir tekel oluşturmadı ve
1714'te Amsterdam'dan Fransız Kralı XIV. Louis'e bir hediye
gitti. Bu hediye kahve kökleri idi. Bu kökler Versay
sarayında yetiştirildi. Bu dönemde Fransa'da kahve çok ilgi
görmekte idi. 1723 yılında Gabriel de Clieu adlı kaptan,
Martinik'teki Fransız kolonisine yolculuk yaparken yanında
bu köklerden bazılarını götürdü. Martinikte yetişen bu
köklerden 1777 yılında 18-19 milyon ağaç oluştu. Kahve'nin
Amerika kıtasına yolculuğu böyle başlar.
Kahve Amerika Kıtasında
Kahvenin
Martinik'te başlayan Amerika yolculuğu, kahve ticareti ve
kültürünü derinden etkilemiştir. Zor bir deniz yolculuğundan
sonra,Gabriel Mathieu de Clieu adlı bir deniz subayı, kahve
bitkisini Martinikteki bahçesine ekmeyi başardı. Buradan da
tüm Amerika'ya yayıldı. Sömürgelerinde kahve yetiştirmekte
en geç kalan ülke İngiltere olmuştur. Bu da İngilizlerin çay
düşkünlükleri nedeni ile kahveyi arka plana itmelerine bağlı
olabilir. Puerto Rico ve Küba'yı izleyerek kahve Brezilya'ya
ulaştı. Dünyanın en önemli kahve üreticisi olan Brezilya'ya
kahvenin girişi ilginçtir. Fransız Guyanasına yaptığı bir
ziyarette valinin eşinin kalbini çalan bir Brezilyalı subay,
dönüşte hediye olarak bir buket çiçeğin arasına saklanmış
kahve bitkisi almış ve bu dünyanın en büyük kahve devinin
doğuşu olmuştur. 19. yy. ortalarında, kahve bitkisinin
ölümüne yol açan bir yaprak hastalığı, Brezilya dışında
pekçok yerde kahve üretiminin durmasına yol açmış bu da
Brezilyanın çokişine yaramıştır. Brezilya'da kahve
üretiminin yol açtığı önemli bir değişiklik te, kahvenin
lüks bir içecek olmaktan çıkıp, herkesin kullanabileceği bir
içecek haline gelmesidir. Halen Brezilya ve Kolombiya kahve
üretiminin önemli bir kısmını elinde tutmakla birlikte, II.
Dünya savaşından sonra Afrika ülkelerindeki kahve üretimi
giderek önemli bir noktaya gelmiştir. Kahve üretiminde
hastalıkların ve politik olayların getirdiği değişiklikler,
kahve fiyatlarında da önemli oynamalara yol açmıştır.
Bunları önlemek için, 1962'de kahve üreten ülkeler
Uluslarası Kahve Anlaşmasını NewYork'ta imzalamıştır. Halen
bu alanda serbest piyasa kuralları işlemektedir.
|